Ford Otosan Lideri Josephine Payne: Craiova Fabrikası, elektrifikasyon yolculuğunda bizim stratejik merkezimiz
Ford Otosan Lideri Josephine Payne, Craiova’nın köklü mirasını sürdürülebilirlik ve elektrifikasyon vizyonuyla buluşturduklarını, Avrupa’daki büyüme stratejilerinde bu fabrikanın stratejik bir merkez olarak öne çıktığını vurguluyor.
Ford Otosan’ın Craiova’daki varlığı Romanya otomotiv endüstrisi için ne ifade ediyor?
Craiova, Romanya otomotiv sektöründe her zaman özel bir yere sahip olmuştur—ve benim yolculuğumda da öyle. Ford Otosan’ın devreye girmesinden önce burada çeşitli liderlik görevlerinde çalışmış biri olarak, bu fabrikanın ve burada çalışan insanların gücünü, direncini ve yetkinliğini bizzat deneyimledim. Devraldığımız şey boş bir sayfa değildi; aksine, köklü bir sanayi kimliğine sahip, oldukça yetkin ve sağlam temellere dayanan bir operasyondu. Ford Otosan’ın gelişi, bu mirasın yerini almak değil, üzerine inşa etmek anlamına geldi. Yeni yatırımlar, hızlandırılmış bir elektrifikasyon yol haritası ve Craiova’yı Avrupa’nın sürdürülebilir mobilite ekosisteminin kalbine entegre etmeye yönelik daha geniş bir vizyon getirdik. Bu, yeni nesil elektrikli Transit Courier ve Puma gibi araçlar, gelişmiş üretim sistemleri ve teknik yetenek ile kariyer fırsatlarında önemli bir genişleme anlamına geliyor.
Bölgesel ölçekte de etkisi aynı derecede anlamlı. İstihdamı artırdık, düşük emisyonlu demiryolu taşımacılığıyla lojistiği modernize ettik ve yerel tedarikçileri daha küresel bir değer zincirine dâhil ettik. Ortaya çıkan sonuç, eksik olan bir şeyin dönüşümü değil; zaten güçlü olan bir yapının daha da yukarı taşınması oldu. Benim için bu yolculuk, süreklilik ve ilerleme ile ilgili. Geçmişe saygı duymak, bugünü güçlendirmek ve Craiova, Romanya ve sektörümüz için daha yeşil, daha rekabetçi bir geleceğe güvenle yatırım yapmak anlamına geliyor.

Craiova fabrikası, Ford Otosan’ın Avrupa’daki büyüme stratejisinde nasıl bir rol oynuyor?
Ford Otosan’ın geniş Avrupa vizyonunda Craiova fabrikası, büyüme ve elektrifikasyon stratejimizin temel taşlarından biri hâline geldi. Temmuz 2022’deki resmî devralışımızdan bu yana tesis, Türkiye ve Romanya genelinde yıllık toplam 900.000 adedin üzerinde üretim kapasitesine ulaşma hedefimize katkıda bulunarak, bizi Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisi konumuna taşıdı. Craiova sadece başka bir fabrika değil; bir mükemmeliyet merkezi. Ford Otosan tarafından tasarlanıp geliştirilen yeni nesil Transit Courier ve Tourneo Courier ile birlikte ikonik Puma’nın, 2024’ten itibaren tamamen elektrikli versiyonlarının üretim sorumluluğunu üstlendik. Bu özelliğiyle Craiova, Avrupa’da hem binek hem ticari araçları, hem içten yanmalı motorlu hem de elektrikli platformlarda üreten tek Ford tesisi olma unvanını taşıyor.
Ama mesele yalnızca kapasite değil—Craiova stratejik önceliklerimizi somutlaştırıyor:
- Ölçek ve Erişim: Yıllık 300.000 adetlik ek kapasite, Avrupa genelindeki rekabet gücümüzü artırdı.
- Elektrifikasyonun Öncüsü: Puma Gen‑E’den E‑Transit Courier’e kadar birden fazla elektrikli aracın üretimiyle tesis, Ford Model e hedeflerimizin vitrinine dönüştü.
- Üretim Esnekliği: Aynı hatlarda altı farklı model varyantı üretebilme yeteneği, operasyonel çevikliğimizi gösteriyor ve başka tesislerde de uygulanabilecek bir model sunuyor.
- Küresel Entegrasyon: Craiova, Kocaeli ve Sancaktepe Ar-Ge merkezlerinden ve tedarikçi ekosistemimizden aldığı mühendislik desteğiyle sınıfının en iyisi araçlar üretmeye devam ediyor.
Kısacası, Craiova sadece bir fabrika değil; stratejik bir merkez. Ford Otosan’ın Avrupa’daki ticari ve elektrikli araçlar alanındaki yeni dalgaya liderlik etmesinde kritik bir rol oynayarak, küresel üretim gücümüzü pekiştiriyor.
Craiova fabrikasında üretim süreçlerinin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak için hangi adımlar atılıyor?
Craiova’da sürdürülebilirlik ve verimlilik sadece hedefler değil, işleyişimizin temeli. Ford Otosan ailesinin bir parçası olduktan sonra tesis, akıllı ve sorumlu üretimde en yüksek standartları yansıtacak şekilde önemli ölçüde yenilendi. Attığımız en önemli adımlardan biri, demiryolu tabanlı lojistiğe geçiş oldu. Mars Logistics ile yaptığımız iş birliği sayesinde Craiova ile İstanbul arasında özel bir intermodal hat kurduk. Bu sistem artık yılda yaklaşık 12.000 aracı taşıyor ve geleneksel kara taşımacılığına kıyasla sevkiyat kaynaklı CO₂ emisyonlarını yüzde 60’tan fazla azaltmamıza yardımcı oldu. Bu, hem çevre hem de operasyonel akış açısından kazan-kazan niteliğinde bir çözüm. Üretim sahasında ise içten yanmalı ve elektrikli araçları aynı hatlarda üretebilen esnek üretim hatlarına yatırım yaptık. Craiova’ya ayrılan 490 milyon avroluk yatırım, yeni Transit Courier, Puma ve bunların elektrikli versiyonlarına hazırlık yapılmasını sağladı; tüm bu modeller ortak altyapı üzerinde üretilerek alan, kaynak ve çevrim süresi optimize edildi.
Son olarak, tüm operasyonlarımızda Endüstri 4.0 standartlarını uyguluyoruz—dijital izleme, otomasyon ve entegre kalite sistemleri ile hassasiyeti artırıp israfı en aza indiriyoruz. Craiova, Avrupa’nın en heyecan verici yeni nesil araçlarını üretmekle kalmıyor; bunu sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve uzun vadeli etki konusundaki ortak taahhüdümüzü yansıtan bir şekilde yapıyor.

Craiova tesisi elektrikli ve hibrit araç üretiminde nerede konumlanıyor? Pazar talebi üretimi bu yönde nasıl etkiliyor?
Craiova, Ford Otosan’ın Avrupa’daki elektrifikasyon çabalarının merkezi hâline hızla evrildi. Tesis, yıllık 300.000 araç ve 350.000 motor üretim kapasitesine sahip olup içten yanmalı (ICE), mild-hibrit ve tamamen elektrikli modeller üretiyor. Bunlar arasında Puma, Transit Courier ve Tourneo Courier yer alıyor. Bünyesinde kurulan batarya montaj tesisi sayesinde eski motor fabrikası modern bir elektrifikasyon merkezine dönüştürüldü; böylece Craiova’da üretilen tüm platformları destekleyen ve Ford Otosan’ın uçtan uca elektrikli araç üretim kabiliyetini güçlendiren bir yapı ortaya çıktı.
2024’ten itibaren elektrikli Puma Gen‑E, E‑Transit Courier ve E‑Tourneo Courier modellerinin seri üretimine başladık; bu adım, Avrupa genelinde hızla artan elektrikli araç talebine doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. ICE ve hibrit versiyonlar hâlâ önemli olsa da talep trendleri açık: hem bireysel hem de ticari segmentte elektrikli araçlara olan ilgi hızla yükseliyor. Craiova’nın üretim esnekliği sayesinde, pazarın ihtiyaçlarına göre üretim dengesini değiştirebiliyoruz—batarya tedariği, altyapı ve tüketici eğilimleri doğrultusunda elektrikli modellere ağırlık veriyoruz. Bu yaklaşım, bugünün pazar gerçeklerine dayanarak geleceğe tam anlamıyla hazır bir tesis olmayı sağlıyor.
Avrupa otomotiv sektöründeki rekabet giderek yoğunlaşırken, sizce Ford Otosan’ı farklı kılan temel unsurlar nelerdir?
Ford Otosan, mühendislik mükemmeliyeti, üretim ölçeği ve elektrifikasyona yönelik cesur taahhüdünün güçlü birleşimiyle öne çıkıyor. Biz yalnızca bir üretim ortağı değil, aynı zamanda tasarım ve geliştirme gücüne sahip bir merkeziz. Transit ve Courier ailesinin yeni nesil modelleri gibi araçlarımızın hem tasarımı hem de üretimi kendi bünyemizde yapılıyor; bu da kalite, maliyet ve yenilik üzerinde tam kontrol sağlamamıza imkân tanıyor.
Yıllık 900.000 adedin üzerindeki üretim kapasitemizle (Türkiye ve Romanya genelinde) Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisi konumundayız. Bu ölçek, çok çeşitli pazarlara hızlı ve verimli şekilde hizmet etme esnekliği sağlıyor. Ancak belki de en önemlisi, sürekli iyileştirme ve güvene dayalı iş birliği kültürüne köklü bir şekilde bağlı olmamızdır—bu, hem Ford Motor Company ile ilişkimizde hem çalışanlarımızla hem de hizmet verdiğimiz topluluklarla kendini gösteriyor. İşte bu insan faktörü, operasyonel gücümüzle birleştiğinde, giderek yoğunlaşan rekabet ortamında Ford Otosan’ı gerçekten farklı kılan unsuru oluşturuyor.

Farklı kültürlerde liderlik rolleri üstlenmiş biri olarak, Türkiye ve Romanya’daki iş uygulamaları arasında gözlemlediğiniz temel farklılıklar neler? Türkiye’deki deneyiminiz hakkında neler paylaşmak istersiniz?
Kariyerimin en büyük ayrıcalıklarından biri, farklı kültürlerde ekipler yönetebilmek oldu ve Türkiye ile Romanya her biri kendine özgü çok değerli güçlü yönler sunuyor. Türkiye’de inanılmaz hızlı tempolu, girişimci bir ruh gördüm—insanlar hızlı hareket ediyor, cesurca sorumluluk alıyor ve her zaman birkaç adım sonrasını düşünüyor. Özellikle mühendislik ve endüstriyel operasyonlarda yüksek bir sorumluluk bilinci ve mükemmeliyet arayışı adeta içgüdüsel bir şekilde öne çıkıyor. Çok geleceğe dönük ve teknolojiye yatkın bir kültür var. Romanya’da ise güçlü bir hassasiyet, yapı ve işçilikte derin bir gurur gözlemledim. İnsanlar açıklığa ve sürece önem veriyor ve özellikle ürün kalitesi ve güvenliği söz konusu olduğunda işi doğru yapmaya olağanüstü bir bağlılık gösteriyorlar. Her iki kültürü de birleştiren şey ise takım çalışmasına duyulan derin bağlılık ve önemli anlarda her zaman daha fazlasını yapma isteği. Her iki ülkede de bu kadar tutkulu ve yetenekli insanlarla çalışmış olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Türkiye’ye gelince, burada geçirdiğim zaman benim için son derece değerliydi. Ford Otosan’ın bir parçası olmak—küresel standartları derin yerel uzmanlıkla harmanlayan bir organizasyonun içinde olmak—bana inovasyonun dirençle buluştuğunda nelerin mümkün olduğunu gösterdi. Cesur fikirlerin teşvik edildiği ve iş birliğinin adeta doğal bir dil gibi hissedildiği bir ortam. Bu süreçte yalnızca mesleki anlamda değil, kişisel olarak da çok şey öğrendim ve bunları büyük bir minnettarlıkla yanımda taşıyorum.
Ford Otosan’ın Türkiye’deki geniş bayi ağı, şirketin pazar gücünün ve müşteriyle kurduğu bağın önemli bir parçası. Bu bağlamda şirketin bayileriyle iletişimini ve iş birliğini nasıl değerlendirirsiniz?
Ford Otosan’ın bayi ağı, kariyerim boyunca gördüğüm en entegre ve stratejik açıdan hizalanmış ekosistemlerden biri. Türkiye genelindeki yüzlerce satış ve servis noktasıyla bayilerimiz yalnızca ön saflardaki temsilcilerimiz değil; aynı zamanda müşteri deneyimini şekillendiren ve uzun vadeli büyümeyi destekleyen aktif ortaklarımız. Bu iş birliğini benzersiz kılan şey, kurduğumuz şeffaflık, karşılıklı güven ve ortak sorumluluk düzeyi. Sadece hedefleri paylaşmıyoruz—o hedefleri birlikte inşa ediyoruz. Stok planlamasından pazarlama kampanyalarına, ürün lansmanlarından dönüşüm yolculuklarına kadar bayiler her stratejik katmanda yer alıyor.
Bayilerimizi güçlü altyapı ve platformlarla destekliyoruz. BSS ve SYS sistemleri satış ve satış sonrası operasyonları kolaylaştırırken, kontrol panellerimiz gerçek zamanlı müşteri iç görülerine ve performans verilerine erişim sağlıyor. Bunun ötesinde, insan kaynağına da yatırım yapıyoruz. Bayi Gelişim programlarımız aracılığıyla İK süreçlerini güçlendiriyor, en iyi yetenekleri çekiyor ve sürekli eğitimi destekliyoruz—yalnızca geçen yıl 5.000’den fazla bayi çalışanına toplam 98.000 saatten fazla eğitim verildi. Bu, yalnızca bir ağ değil; yaşayan, gelişen bir topluluk. Hızla uyum sağlayan, birlikte öğrenen ve her zaman müşteriyi önceliğine alan bir yapı. İşte bu nedenle Ford Otosan, yalnızca ticari araç satışlarında değil, Türkiye pazarında güven ve sadakatte de lider konumunu korumaya devam ediyor.

Sizce önümüzdeki beş yılda otomotiv sektörünü şekillendirecek üç ana tema nedir?
Bana göre önümüzdeki beş yılı tanımlayacak üç temel tema var: elektrifikasyon, yazılım tanımlı araçlar ve iş birliği yoluyla dayanıklılık. Birincisi, elektrifikasyon artık bir trend değil—sektörün geleceğinin temeli. Düzenleyici baskılar, altyapı yatırımlarındaki artış ve değişen müşteri beklentileri bu dönüşümü hızlandırıyor. Elektrikli araç üretimini ölçeklendirebilen, aynı zamanda uygun maliyet ve şarj kolaylığı sunabilen üreticiler pazara yön verecek. İkincisi, yazılım tanımlı araçların yükselişi ürünleri nasıl tasarladığımızı, ürettiğimizi ve desteklediğimizi yeniden tanımlayacak. Müşteriler artık yalnızca bir mobilite aracı değil; bağlantılı, akıllı ve gelişen bir deneyim bekliyor. Bu da araçların giderek veri, hizmet ve uzaktan güncellemeler için birer platform hâline gelmesi demek. Bu dönüşüm geleneksel süreçleri zorlayacak ama aynı zamanda yeni iş modelleri ve düzenli gelir fırsatları yaratacak. Üçüncüsü ise küresel belirsizlik döneminde iş birliği yoluyla dayanıklılık. Bölgesel tedarik zincirleri kurmak, teknolojileri birlikte geliştirmek ya da alışılmışın dışında ortaklıklar oluşturmak gibi cesur ve iş birliğine dayalı adımlar atmamız gerekiyor. Ölçek kadar çeviklik ve ortaklık da önem kazanacak. Bu ortamda başarıya ulaşacak şirketler; mühendisliği, dijital inovasyonu ve ekosistem bakış açısını tek bir strateji içinde bütünleştirebilenler olacak. Ve Ford Otosan’ın bu yönde kararlılıkla ilerliyor olmasından büyük bir gurur duyuyorum.
Share this content: